Araç muayene ücretleri
| Araç Muayene Tablosu | |||
| Araç Türü | İlk Muayene Geçerlilik Süresi |
Son Muayenelerin Geçerlilik Süresi |
Muayene Ücreti |
| Otomobil | 3 yıl | 2 yıl | 88,50 YTL (88.500.000 TL) |
| Otobüs, Kamyon | 1 yil | 1 yil | 118 YTL (118.700.000 TL) |
| Araç Muayene Tablosu | |||
| Araç Türü | İlk Muayene Geçerlilik Süresi |
Son Muayenelerin Geçerlilik Süresi |
Muayene Ücreti |
| Otomobil | 3 yıl | 2 yıl | 88,50 YTL (88.500.000 TL) |
| Otobüs, Kamyon | 1 yil | 1 yil | 118 YTL (118.700.000 TL) |
Kaportanın altını, çamurluk altlarını ve aracın
altını çok çamurlu bırakmamak gerekir. Çamur geç kuruduğu için nemli
durur ve kaportada alttan çürümelere yol açar. Kışın çamurluk altlarını
periyodik olarak tazyikli su ile yıkamak gerekir. Aracın üzerine
gelince; 6 ayda bir cila yapmakta fayda vardır.
Elinize bir büyüteç alın ve otonuzun boyasına bakın. Boyanın üzerinde saç kılları gibi çatlaklar göreceksiniz. Bu çatlakları cila dolduraktır ve nem ve suyun saca ulaşmasını önleyecektir. Boyaya güç katıp canlandıracaktır. Pasta ise her zaman yapılmaz. Çünkü pasta demek bir nevi temizleyici görev yapar. Pasta kaportanın üzerinde çıkmayan lekeler var ise bunları çıkarmaktadır. Çok pasta yapmak arabanın boyasını inceltir. Cila eğer arzu edilirse ayda birde yapılabilir. Şu an piyasada çok güçlü cilalar bulunmaktadır ve de maliyeti yüksektir.
Çok miktarda sıvı sabunla araç yıkamak cilayı aldığından tavsiye edilmez.
Otomobil çağının her dönemi kendi özel tarzı ve teknoloji eğilimiyle anımsanır. Ama hiçbir dönem ABD’deki 1950’lerin ortasından 1960’lı yılların ortasına uzanan dönem kadar niteleyici değildir. O dönem rock’n roll müziği, arabayla gidilen sinemalar, fast-food yemekler ve yeni expres yollar çağıydı. ABD ulusunun gün geçtikçe kendine artan güveni, acımasız ve çok gösterişli otomobillere yansıyordu. ABD’de otomobil üreticileri arasındaki yarışma kızışmıştı. Her yapımcı, otomobilin göz kamaştırıcılık yarışında rakiplerini geride bırakmasını istiyordu. Yeni heyecanlar için gelen sürekli istekler, Harley Earl, Bill Mitchell gibi tasarımcıların yeteneğini son noktasına kadar zorlamaktaydı.
ABD yapımı otomobillerin görüşünde en çarpıcı özellik, 1950 yıllarındaki kanat kullanımıdır. Sırf gösteriş olsun diye konulan kanatlar, 1950 yıllarının sonunda azalmış, 1970 yıllarındaysa ortadan kalktı. Otomobillerde kromaj ve balık yüzgecine benzer kanatların kullanılması bu dönemin dikkat çeken uygulamalarındandı. Biçim ve gösterişte aşırılıklara kaçılmasına karşın, otomobilin ileriyi görüşü genişleten ön camı ile güçle takviyeli direksiyonu, gerçek ve kalıcı yenilikler arasındaydı.
Dışı büyük, içi küçük
1950’li yılların Amerikan otomobilleri,
büyük olmalarına rağmen içleri oldukça küçüktü. Gösteriş uğruna
otomobilin içinde çok yer yitirildi. Bu tip otomobillerin bagajları da
çok alçaktı. Bu yüzden Ford şirketi, arka koltuğun altını da bagaja
eklemişti. İşte, 1950’lerin tipik Amerikan otomobillerinden biri olan
Cadillac Coupe de Ville, aşağı yukarı 6 metre boyunda, aşırı kromaj
kullanılmış, kanatları uzun bir otomobildi. Bununla birlikte elektrikle
açılan otomatik camlar, geriye doğru yatar koltuklar, pürüzsüz çalışan
sekiz silindirli motor gibi pek çok teknik özellik de içeriyordu.
Takviyeli direksiyon
Dönemin pek çok otomobilinde olduğu gibi
Cadillac’ta da takviyeli direksiyon ve fren donanımı bulunuyordu. Bu
tür ağır otomobiller için bunlar hayati önem taşıyordu.
Gece karşıdan gelen otomobili saptayıp farları otomatik olarak aşağı
indiren “otronik” göz de, Coupe de Ville’in teknik özellikleri arasında
dikkat çekiyordu. Ön tarafta koruyucu kauçuk çıkıntılar bulunuyordu.
Yine ön kaputta yer alan geniş pancur, serin havanın motor bölümüne
girişini sağlıyordu.
Araba kullanmayı yeni öğrenen biri için yapılacak en önemli şey nereye
gidileceğine bakmaktır.
Yeni sürücelere en önce öğretilen; karşıdan gelen araçları takip etmek,
seyir edilen şeridi korumak, dikkatin dağılmamamasını sağlamak gibi
kurallar önemlidir.
Yeterli tecrübeye sahip olmayan sürücülerin genellikle önlerinde giden arabaya odaklanmak ve başka bir yere dikkat etmemek gibi eğilimleri vardır. Bu davranış direksiyon başına ilk defa oturan biri için doğal ve kaçınılmaz bir reaksiyondur. Tecrübe arttıkça dikkat verilmesi gereken noktalar azalacaktır. Çünkü bu noktalar gün geçtikçe refleks haline dönüşecek ve artık sürücü önündeki aracın da önüne bakmak gibi yetenekleri ve dahasını zamanla kazanacaktır.
Araba kullanmak ellerin, ayakların, ve gözlerin, koordineli bir şekilde çalışması ile insan vücudunun tümümnün performans gösterdiği bir eylemdir. Dolayısıyla araç kullanırken görüş alanının, sürücüye bağlı olarak, arttırılması tecrübeyle kazanılacak bir durumdur.
Direksiyon simidi yaklaşık 9'u çeyrek geçe konumunda dıştan tutularak başparmaklar direksiyon göbeğinden kolların üzerine konumlandırılır. Direksiyon kollarının üzerine yerleştirilen başparmaklar kolların sahip olduğu ağırlığın bir bölümünün taşınmasına yardımcı olur. Direksiyonda yapılacak tüm hareketler bu temel pozisyondan yola çıkılarak başlatılır. Otomobilin yönlendirilmesi için genellikle direksiyonun en fazla yarım tur çevrilmesi yetmektedir ; bu nedenle yettiği sürece ellerin sahip olduğu konum bozulmadan uzunca süre yol alınabilir.
Dönüşlerde viraj çapı küçüldüğünde virajın iç tarafına bakan el gevşetilerek viraj dışındaki elle direksiyon simidi 180 derceye kadar çevrilebilir. Bu yöntemle direksiyon çok çabuk çevrilebilir ve sonra temel direksiyon tutuş pozisyonu çabucak gerçekleştirilebilir.
Anlatılan yöntem özellikle arkası savrulan bir otomobilin de ön tekerleklerin hangi konumda olduğunun anlaşılamaması veya geç anlaşılabilmesi nedeniyle çok önemlidir. Direksiyondaki temel tutuş pozisyonuna sadık kalındığı sürece ani manevralar çabuk ve doğru olarak gerçekleştirilebilir.