Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Otomobil

5 tane "ferrari" etiketli yazı bulundu "ferrari" tagli diger ogeler resimler , videolar

TÜRKİYE'DE YENİ BİR KORELİ

Türkiye, Koreli otomotiv markası Ssangyoung ile yeniden tanışıyor. Türkiye pazarına uzun yıllar önce az sayıda sunulan, daha sonra Kore’de yaşanan sorunlar nedeniyle Türkiye ile ilgisi kalmayan marka, yeniden Türkiye yollarına çıkmaya hazırlanıyor.koreli
Uzun zamandır Bayraktar Holding’in temsilciliğini almaya çalıştığı, daha önce Mermerler Grubu’nun da peşinden koştuğu Koreli marka, Şahsuvaroğlu’nun oldu. Fakat bu Şahsuvaroğlu, Ford Otosan yetkili başliğini de yürüten değil, onların akrabası Nihat Şahsuvaroğlu oldu.


Daha önce Çinli JAC markasının Türkiye temsilciliğini almasına rağmen ithalat izni alamayan Nihat Şahsuvaroğlu, asıl faaliyetlerini Cezayir otomotiv pazarında yürütüyor. Şahsuvaroğlu, Cezayir’de Honda, Peugeot, Karsan, Ssangyoung, JMC (Çin otomobil markası), Hafei Motor markalarının distribütörlüğünü yürütüyor.


5 MODELİ KAPIDA


Ssangyong marka araçların 5 farlkı modeli Türkiye kapısında. Uzun aradan sonra yeniden satışa çıkacak Koreli’nin lüks pick up ile lüks 4x4 pazarında etkili olması bekleniyor.


Ssangyoung Türkiye temsilcilğini alan Şahsuvaroğlu, otomobil satışındaki deneyimini bugüne kadar 50 bin araç sattığı Cezayir pazarındaki gücüyle de destekliyor. Halen 50 bayilik başvurusunun yapıldığı Şahsuvaroğlu, başlangıçta İstanbul, Ankara, İzmir, Samsun, Erzurum, Adana ilerlide 10 civarında bayilik planlıyor. Halen 30 yetkili servis ile anlaştıklarını belirten Şahsuvaroğlu Dış Tic. Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Şahsuvaroğlu, “İlk partide 256 araç Kore’den yola çıktı. Bu ay sonu geliyor. Bu süre zarfında araçlarımızın fiyatlandırma çalışmalarını yapıyoruz. Araçlar


8 Ekim’de Türkiye’de olacak. Hedefimiz bu araçların satışını gerçekleştirmek. 5 farklı modelde gelen araçlar lüks 4x4 ve lüks pick up segmentinde yer alacak” bilgisini verdi.


ARAÇLAR DİZEL MOTORLU


Şahsuvaroğlu’nun ithalatına başladığı Ssangyong araçları Action, Action Sport, Kyron, Rexton ve Rodius modellerinden oluşuyor. Action, Action Sport ve Kyron 4x4, 4x2 seçenekli, 2.0 lt turbodizel motorlu modeller olarak farklılaşıyor. Action Sport, lüks pickup pazarında konumlanıyor. Markanın lokomotif aracı ise 4x4 segmentindeki Rexton olacak. 2.7 lt turbo dizel motorlu araç, markanın üst segment 4x4 pazarındaki rekabette vurucu gücü olacak. Ssangyoung’un diğer bir modeli ise Rodius adını taşıyor. Bu araçta 2.7 lt turbo dizel motorlu yedi kişilik bir MPV.




1954’ten beri araç üretiyor


GEÇMİŞ yıllarda Türk pazarında Musso ve Korando modelleri ile beğeni kazanmış olan Güney Koreli Ssangyoung, 1954 yılında kuruldu ve 1986 yılına gelindiğinde Güney Kore’nin ilk 4x4 araçlarını üretmeye başladı. 1990’lı yılların başında Mercedes’in şirkete ortak olması ve sağladığı teknolojik işbirliği sayesinde bu alanda kendini geliştirdi.


AVRUPA’DA SATILIYOR


Modellerinde Mercedes şanzıman kullanan Ssangyong bazı modellerinde Mercedes motor veya Mercedes tarafından know-how verilmiş motorlar kullanıyor. Ssangyong şu anda Avrupa’da İspanya, İtalya ve Fransa gibi AB ülkelerinde satılıyor.




Bayraktar, gümrükten 3 Foton’unu istiyor


TÜRKİYE, otomotivde yeni markalarla tanışmaya devam ediyor. Hintli Mahindra, İranlı Samand, Çinli CherySo marka araçların satışına her an başlanması söz konusu. Hatta bunlardan bazılarının satışları başladı bile. Son dönemin gözdesi Çinli markalardan biri olan Foton da Türkiye’de partner arayışı içindeydi. Bazı modelleri için daha önce Mermerler Grubu ile anlaşan Foton, bazı modelleri için görüşmelerini sürdürüyordu. Bunlar arasında Bayraktar Grubu ile Şahsuvaroğlu da yer alıyordu.


Foton, son olarak bazı modelleri için Bayraktar Grubu ile anlaşmak üzere. Henüz imza atılmamasına rağmen, Foton’un Türkiye’de satılacak bazı modellerinin Bayraktar üzerinden satılması söz konusu. Çinli Foton markasının ticari araçlarını ithal etmeye hazırlanan Bayraktar Holding, yaklaşık 8 aydır gümrükte bekleyen üç araçla ilgili izin prosedürlerini başlattı.


Bayraktar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bayraktar, uzun bir süredir Çinli markaların ilgi alanlarında olduğunu, bunlardan biri olan Foton’la ticari araçlar üzerine ön anlaşmayı geçen yıl yaptıklarını söyledi. Bu anlaşmanın ardından Türkiye’ye 3 adet örnek araç ithal ettiklerini belirten Bayraktar, “Ancak, Çin araçları ile ilgili Türkiye’de ithiyatlı bir yaklaşım var. Bu nedenle 8 aydır bu araçlar gümrükte bekliyordu. Ancak seçimin hemen ardından gerek Chery, gerekse Hintli Mahindra ve İranlı Samand’a vize çıkmasıyla bizim marka için de yol açıldı. Şimdi gümrükten bu örnek araçları çekiyoruz ve gerekli tüm izinleri alabilecek testlere sokacağız. Bu markanın farklı araçları da var, örneğin 4x4 arazi araçları, otobüs gibi. Ancak biz sadece ticari araçları ithal edeceğiz. Çünkü grup olarak eksiğimiz olan kısım bu sınıfta ortaya çıkıyor” dedi.



Çıplak getiriyor, giydirip, ihraç ediyor


KÜÇÜK oto uzmanı Daihatsu, ihracata yönelik projelerinden ilkini başlattı. Daihatsu Türkiye, “ithalatçı firma” kimliğinden sıyrılıp, ülke ihracatına da katkıda bulunmaya başladı. Şirket hazırlıklarına 2006 yılında başlayıp, bu yıl gerçekleştirdiği Deltabus projesiyle ihracatçılar arasına katıldı. Cezayir ile başlayan Deltabus ihracatına diğer Afrika ve Körfez ülkeleri ile devam etmeyi planladıklarını ifade eden Daihatsu Türkiye Genel Müdürü Ali Haydar Bozkurt, şunları söyledi: “Kuzey Afrika ülkelerinde midibüs tarzı araçlara yönelik yüksek talep karşısında arz sıkıntısı bu projeyi hayata geçirmemizde ilk adım oldu. Daihatsu ile görüşerek, 2004 yılından beri Türkiye’de sattığımız Delta modelimizi Japonya’dan direk olarak açık şase olarak ithal edip, Türkiye’de midibüse dönüştürülmesi sonucu ilk pilot modelimizi Cezayir Araç Fuarı’na gönderdik. Orada aldığımız olumlu tepkiler sayesinde düğmeye bastık. Bu sene için ayda 40 adet Deltabus üretimi ve ihracatı yapmaktayız. Kuzey Afrika ve Körfez ülkeleri ile görüşmelerimiz son aşamada. 2008 yılında en az dört ülkeye daha ihracata başlayacağız.”




40 milyon $’lık ihracat


DAIHATSU Türkiye, Deltabus için 2008 yılında 1.000 adetlik satış hedefi belirlerken, bu proje ile 40 milyon dolarlık ihracat planlıyor. 3 farklı versiyonda yalnızca dış pazar için üretilen Deltabus’un, Japonya’dan ithal edilen şase dışındaki tüm parçaları Türkiye’den sağlanıyor. Daihatsu Türkiye, ihracat adımını yeni projelerle devam ettirmeyi planlıyor.


HALİL OKŞİT- AKŞAM

Boya ve Kaporta Bakımı Nasıl Olmalı?

kaportaKaportanın altını, çamurluk altlarını ve aracın altını çok çamurlu bırakmamak gerekir. Çamur geç kuruduğu için nemli durur ve kaportada alttan çürümelere yol açar. Kışın çamurluk altlarını periyodik olarak tazyikli su ile yıkamak gerekir. Aracın üzerine gelince; 6 ayda bir cila yapmakta fayda vardır.

Elinize bir büyüteç alın ve otonuzun boyasına bakın. Boyanın üzerinde saç kılları gibi çatlaklar göreceksiniz. Bu çatlakları cila dolduraktır ve nem ve suyun saca ulaşmasını önleyecektir. Boyaya güç katıp canlandıracaktır. Pasta ise her zaman yapılmaz. Çünkü pasta demek bir nevi temizleyici görev yapar. Pasta kaportanın üzerinde çıkmayan lekeler var ise bunları çıkarmaktadır. Çok pasta yapmak arabanın boyasını inceltir. Cila eğer arzu edilirse ayda birde yapılabilir. Şu an piyasada çok güçlü cilalar bulunmaktadır ve de maliyeti yüksektir.

Çok miktarda sıvı sabunla araç yıkamak cilayı aldığından tavsiye edilmez.

Kanat döneminin gösterişli otomobili: Cadillac Coupe de Ville

cadillaccoupe

Otomobil çağının her dönemi kendi özel tarzı ve teknoloji eğilimiyle anımsanır. Ama hiçbir dönem ABD’deki 1950’lerin ortasından 1960’lı yılların ortasına uzanan dönem kadar niteleyici değildir. O dönem rock’n roll müziği, arabayla gidilen sinemalar, fast-food yemekler ve yeni expres yollar çağıydı. ABD ulusunun gün geçtikçe kendine artan güveni, acımasız ve çok gösterişli otomobillere yansıyordu. ABD’de otomobil üreticileri arasındaki yarışma kızışmıştı. Her yapımcı, otomobilin göz kamaştırıcılık yarışında rakiplerini geride bırakmasını istiyordu. Yeni heyecanlar için gelen sürekli istekler, Harley Earl, Bill Mitchell gibi tasarımcıların yeteneğini son noktasına kadar zorlamaktaydı.

ABD yapımı otomobillerin görüşünde en çarpıcı özellik, 1950 yıllarındaki kanat kullanımıdır. Sırf gösteriş olsun diye konulan kanatlar, 1950 yıllarının sonunda azalmış, 1970 yıllarındaysa ortadan kalktı. Otomobillerde kromaj ve balık yüzgecine benzer kanatların kullanılması bu dönemin dikkat çeken uygulamalarındandı. Biçim ve gösterişte aşırılıklara kaçılmasına karşın, otomobilin ileriyi görüşü genişleten ön camı ile güçle takviyeli direksiyonu, gerçek ve kalıcı yenilikler arasındaydı.

Dışı büyük, içi küçük
1950’li yılların Amerikan otomobilleri, büyük olmalarına rağmen içleri oldukça küçüktü. Gösteriş uğruna otomobilin içinde çok yer yitirildi. Bu tip otomobillerin bagajları da çok alçaktı. Bu yüzden Ford şirketi, arka koltuğun altını da bagaja eklemişti. İşte, 1950’lerin tipik Amerikan otomobillerinden biri olan Cadillac Coupe de Ville, aşağı yukarı 6 metre boyunda, aşırı kromaj kullanılmış, kanatları uzun bir otomobildi. Bununla birlikte elektrikle açılan otomatik camlar, geriye doğru yatar koltuklar, pürüzsüz çalışan sekiz silindirli motor gibi pek çok teknik özellik de içeriyordu.

Takviyeli direksiyon
Dönemin pek çok otomobilinde olduğu gibi Cadillac’ta da takviyeli direksiyon ve fren donanımı bulunuyordu. Bu tür ağır otomobiller için bunlar hayati önem taşıyordu. Gece karşıdan gelen otomobili saptayıp farları otomatik olarak aşağı indiren “otronik” göz de, Coupe de Ville’in teknik özellikleri arasında dikkat çekiyordu. Ön tarafta koruyucu kauçuk çıkıntılar bulunuyordu. Yine ön kaputta yer alan geniş pancur, serin havanın motor bölümüne girişini sağlıyordu.

Alçak bagaj kapağı
Cadillac’ın alçak bagaj kapağı, dönemin otomobilleri için alışılmamış derecede kullanışlıydı. Ağır eşyaların yüksek bagaj eşiğinden atlatılmasını gerektirmiyordu. Gösterişli kanatlarla süslü jant kapağı, süsleyici nitelikli beyaz çizgili lastik yine otomobile hava katan unsurlar arasında yer alıyordu. İri kromajlı tampon özellikle dikkat çekiciydi. Her şey gösteriş üzerine kurulmuştu. Benzin deposu kapağını gizlemek için üstüne doğru kapanan stop lambaları vardı. Benzer şekilde egzos borusu da gizlenmişti. Öte yandan krom kaplı çelik bölümler, otomobilin ağırlığını, dolayısıyla benzin harcamasını çok artırıyordu. Benzin harcaması, 100 kilometrede 30 litreyi bulabiliyordu. Otomobilin ön tarafını bütünüyle saran yuvarlak uçlu ön cam vardı. Ayrıca 1950 ve 60’ların Amerikan otomobillerinin çoğunda, yan camda orta yerde direk bulunmuyordu. Dolayısıyla camlar indirildiğine sanki hiç cam yer almıymuş gibi açık bir görüntü oluşuyordu.

Görüş Alanı

Sürüş Teknikleriorusalan Araba kullanmayı yeni öğrenen biri için yapılacak en önemli şey nereye gidileceğine bakmaktır. Yeni sürücelere en önce öğretilen; karşıdan gelen araçları takip etmek, seyir edilen şeridi korumak, dikkatin dağılmamamasını sağlamak gibi kurallar önemlidir.

Yeterli tecrübeye sahip olmayan sürücülerin genellikle önlerinde giden arabaya odaklanmak ve başka bir yere dikkat etmemek gibi eğilimleri vardır. Bu davranış direksiyon başına ilk defa oturan biri için doğal ve kaçınılmaz bir reaksiyondur. Tecrübe arttıkça dikkat verilmesi gereken noktalar azalacaktır. Çünkü bu noktalar gün geçtikçe refleks haline dönüşecek ve artık sürücü önündeki aracın da önüne bakmak gibi yetenekleri ve dahasını zamanla kazanacaktır.

Araba kullanmak ellerin, ayakların, ve gözlerin, koordineli bir şekilde çalışması ile insan vücudunun tümümnün performans gösterdiği bir eylemdir. Dolayısıyla araç kullanırken görüş alanının, sürücüye bağlı olarak, arttırılması tecrübeyle kazanılacak bir durumdur.

Ellerin Direksiyon Üzerindeki Konumları

Sürüş Tekniklerieldirek

Direksiyon simidi yaklaşık 9'u çeyrek geçe konumunda dıştan tutularak başparmaklar direksiyon göbeğinden kolların üzerine konumlandırılır. Direksiyon kollarının üzerine yerleştirilen başparmaklar kolların sahip olduğu ağırlığın bir bölümünün taşınmasına yardımcı olur. Direksiyonda yapılacak tüm hareketler bu temel pozisyondan yola çıkılarak başlatılır. Otomobilin yönlendirilmesi için genellikle direksiyonun en fazla yarım tur çevrilmesi yetmektedir ; bu nedenle yettiği sürece ellerin sahip olduğu konum bozulmadan uzunca süre yol alınabilir.

Dönüşlerde viraj çapı küçüldüğünde virajın iç tarafına bakan el gevşetilerek viraj dışındaki elle direksiyon simidi 180 derceye kadar çevrilebilir. Bu yöntemle direksiyon çok çabuk çevrilebilir ve sonra temel direksiyon tutuş pozisyonu çabucak gerçekleştirilebilir.

Anlatılan yöntem özellikle arkası savrulan bir otomobilin de ön tekerleklerin hangi konumda olduğunun anlaşılamaması veya geç anlaşılabilmesi nedeniyle çok önemlidir. Direksiyondaki temel tutuş pozisyonuna sadık kalındığı sürece ani manevralar çabuk ve doğru olarak gerçekleştirilebilir.